16 Mart 2016 Çarşamba

İmam Nurettin ve Kızları 1: Nurettin nasıl bir adamdı?

Kim ne derse desin, Nurettin işini severek yapan, mutlu bir adamdı. Kalın, siyah çerçeveli gözlüğü, alnında birer krater ağzı gibi hafif eğimlerle yayılan çukurlar, kahverenginin tonlarıyla renklenmiş dişleri, dalgalı, pekmez karası yağlı saçları ve büyükçe kalçasıyla, hayata oturduğu yerden katılmayı seven bir esnaftı.
Kim ne derse desin, İmam Nurettin kendi zamanının adamıydı.
Kapitalizmin mistik kokusu, kıldığı namazdan aldığı sevapları, devletten kazandığı maaşla takviye edip, çifte kavrulmuş bir zaman çizgisinde ilerliyordu. Bir bu dünyaya, yirmi yedi kat diğerine. Namaz aralarında oturacak, eşi dostu toplayıp üç beş lafın belini kıracağı,çayını çorbasını içip, ufak tefek para kazanacağı bir dükkan açmak istedi. İşe yıllardır evde sakladığı eskileri satılığa çıkarmakla, oradan da ikinci el eşya alım satımına girerek başladı. Bir zaman sonra adının ikinci el imama çıkması, kasabalık yerde akılda kalıcı, samimi bir küçümseme beslendiğini düşünen insanların ortaya çıkmasını sağlamıştı. Herkesin de bildiği gibi kasabalık yerlerin temel geçim kaynaklarından biri de dedikodudur. Bu ihtiyacın düzenli olarak giderilip, sistematik bir şekilde devam ettirilebilmesi için, küçük yerlerin koca yürekli kadınları günler, gezekler düzenler, gıybetin canlı kalmasını, gizli bilgi akışının aksamamasını sağlarlar. Kasabaların baharat yollarıdır gıybet kanalları.
İmam Nurettin dürüst bir adamdı. Yalana bulaşmaz, gözünü haramdan korumak için yırtınır, ecel terleri dökerdi. Kim ne derse desin, bu asırda haramı gözden sakınabilenler başı dik yaşarlar.
İnsanın meraklı bakışları hep yerde kalmalı ki, tüm hayatını hiçe saydıracak güce sahip nefsini, yerlerde sürünmeye meyilli hayasıyla zaptetsin.
Kim ne derse desin, günah kalbe gözden girer, edep yerinden çıkar.
Bekaret kemeri denen şey kadınların değil, erkeklerin sabır bekçisidir. Bir ömür savaşa hazır tutan, mutlak zaferler kazanmak için sakladıkları en kıymetli silahlarını üstten sarmalayan, koruyan bir pusattır.
Pusat silahtır, silah güç, güç ise adalet.
Her "Şahi" ancak kendi İstanbul'u için patlar.
Nurettin, soyunun bel bağladığı Şahi'sini asla yabancı surlarda patlatmayacak, başka memleketlerin sınırlarında cenge girmeyecek, gönlü geniş, saf yürekli bir adamdı.
Kim ne derse desin, Nurettin yaşamayı çok severdi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder